Home / AĞIZDAN AĞIZA PAZARLAMA (WOMM) / AĞIZDAN AĞIZA PAZARLAMANIN EN BAŞARILI OLDUĞU SEKTÖRLER HANGİLERİDİR ?

AĞIZDAN AĞIZA PAZARLAMANIN EN BAŞARILI OLDUĞU SEKTÖRLER HANGİLERİDİR ?

AĞIZDAN AĞIZA PAZARLAMANIN EN BAŞARILI OLDUĞU SEKTÖRLER HANGİLERİDİR ?

Pazarlama gurusu George Silverman bu konuda  bakın neler söylemiş:

‘WOMM, her sektör için çok etkilidir. Çok fazla ön bilgiyi gerektiren kararlarda veya kötü sonuçlar doğurabilecek durumlarda WOMM daha da etkilidir. Yeni çıkan bir şekerleme gibi ucuz bir ürünü deneme riski düşüktür. Az miktarda bir para karşılığı denenebilecek ürünün satışlarını arttırmak için ürün denetimi ve örnek dağıtımı iyi birer yöntemdir. Değerlendirmesi zor olan pek çok diğer ürün için ise insanlar tavsiyeye başvururlar.’

Kendisine katılmakla beraber, pek çok yasal kısıtlama ile baş etmek zorunda olan ilaç sektörü için, WOMM uygulamalarının önemini vurgulamak isterim. 

ÜLKEMİZDE YAPILAN BAŞARILI AĞIZDAN AĞIZA PAZARLAMA ÖRNEKLERİ NELERDİR ?

Türkiye’de WOMM için emekleme aşamasında diyebiliriz. Ülkemizde kullanılabilir sağlıklı data eksiği var. Bu da WOM uygulamaları önünde büyük bir engel. Yine de WOM etkisi yaratmış uygulamalardan bahsetmek mümkün: viral kategoride Levi’s’ın ‘Liseler Yarışıyor’ kampanyasını, Levitra’nın ‘Turuncu Gece’ isimli oyununu ve yine yakın zamanda hayata geçen ‘Fortis Türkiye Kupası’ oyununu başarılı örnekler olarak gösterebiliriz.  Turcell’in, 19 Mayıs şerefine düzenlediği, gençlerin fotoğraflarını MMS olarak gnçtrkcll’e yolladığı ve Turkcell’in oluşturduğu Türkiye mozaiğinin Guinness Dünya Rekorlar Kitabı’na ‘en büyük fotoğraf mozaiği’ olarak girmesi de örnek bir uygulama olarak değerlendirilebilir. Yine ağızdan ağıza dolaşan ‘Mentos çılgınlığı’ başarılı bir WOMM uygulaması.

WOMM (WORD OF MOUTH MARKETİNG)NASIL ORTAYA ÇIKTI ?

WOMM tabi ki moda değil, bir pazarlama trendi hiç değil. WOMM, müşterilerin değişen “karar verme” süreçleri ile beraber, tüm pazarlamacıların mutlaka pazarlama karmalarına dahil etmeleri gereken bir strateji. Yani WOMM, pazarlamacılardan değil müşterilerden kaynaklandı.

İlk marka kavramının oluşmasından önce kişiler satınalma kararını diyaloglar ile veriyorlardı. Az sayıda satıcı, az sayıda ürünü satarken tecrübelerini açıklıkla paylaşıyordu ve müşterileri kendilerine güveniyordu. Satınalma toplumsal bir hareket değil, tamamen bireysel ve kişiseldi. Satıcılar için ne sattıkları önemli olmadığı için, açıklıkla bilgi veriyor ve müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılıyorlardı.

Sonraları satılacak malların hem çeşitleri hem de sayısı arttıkça, artık satıcılara güvenmek pek mümkün olmadı. Zira, onlar hangi ürün daha karlı ise onu satmayı tercih ediyorlardı. Ayrıca bu dönemde satıcılar herşeyi değil, belirli başlı üreticilerin ürünlerini satmayı tercih ediyorlardı. Yani güvenecek bir satışçı bulunamıyordu. İşte bu noktada “marka” kavramı devreye girdi: “Güveneceğiniz bir isim”. Markalar müşterilerle bu güven ilişkisini kurmak için kendilerini tanıtmaya çalıştılar. Bu güven ilişkisi yaşandıktan sonra, müşteriler güvenle satınalma kararlarını verebiliyorlardı.

Bugüne gelecek olursak, bolca marka kendilerinin güvenilir olduğunu söylemesinden ötürü, artık markalara olan güven de azalmaya başlıyor. Bu durumda müşteriler yine karşılıklı diyalogla güvenebilecekleri birilerini arıyorlar; diğer müşterileri. Diğer müşterilerin görüş ve tecrübeleri, o markanın yaptığı reklamlardan (iletişimden) çok daha güvenilir ve dolayısıyla çok daha etkili. Bolca para ile TV reklamları verip, “en sağlam laptop bizim markamızdır” demektense, bir üniversite öğrencisinin “ben 3 yıldır X markasını kullanıyorum, hala ilk günkü gibi” demesi, samimi ve gerçekçi olmasından ötürü daha inandırıcı ve dolayısıyla daha etkili olacaktır. Hele bu görüşe katılacak başka müşteriler de varsa ne ala.

Özetle, diyaloga dayanan bir iletişim stratejisinden, kitlesel (mass) iletişim stratejisine markalar ile geçilmişti. Şimdi tekrar diyaloga dayalı bir iletişim stratejisi, başarı anahtarı olarak önümüze geliyor. Bu moda değildir. Bu olsa olsa insanoğlunun gelişimin ve pazarlama evriminin bir döngüsüdür.

About Andre Dindisyan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Scroll To Top