Home / OSHO KİTAPLARI / EGO 26 -Sıradanlık 1

EGO 26 -Sıradanlık 1

Sıradan olmak seni özgürleştirir.

Aydınlanmak, bir Buda olmak en sıradan olgudur. ‘Sıradan’ derken bu böyle olmak zorundadır demek istiyorum. Şayet o son derece sıra dışı görünüyorsa bu senin yüzündendir çünkü sen çok sayıda engel yaratırsın ve onları seversin.

Önce engeli yaratırsın ve sonra da onu aşmaya çalışırsın. Ve sonra da çok sevinirsin. En başta bir engel yoktu. Ancak senin egon iyi hissedecektir; en yakındaki noktaya, en yakın olana ulaşmak için uzun bir rota yaratabilirsin. Ve onu asla kaybetmemiştin.

O nedenle gizemli bir şeyler arama. Sadece basit ve masum ol. Ve o zaman tüm varoluş sana açılır. Delirmeyeceksin, bu kadar yakında olan ama erişemediğin gibi bir saçmalığın tamamına basitçe gülebilirsin, bir engel yoktu. Bir anlamda o hep senin içindeydi. Sürekli olarak onu ıskalamış olman bir mucizeydi.

Şayet boşluk gerçekse, her şey oradaysa, bütünüyle gerçeklik sana açılacaktır. Tam şimdi kapalı olduğundan değil o açıktır, sensin kapalı olan. Senin zihnin meşguldür. Zihnin boş olduğunda, meşgul olmadığında ona açılacaksın ve bir buluşma olacak. Ve o zaman her şey bütün sıradanlığıyla güzeldir.

Bu yüzden bilen bir kişinin kesinlikle sıradan hale geldiği söylenir. O gerçeklikle birdir. Özel olmak için yanıp tutuşmak egonun yoludur. Ve egonun tüm yöntemleri sen ve gerçek arasında boşluk ve mesafe yaratır.

Boş ol ve her şey senin başına gelmiştir.

Ancak özel hiçbir şey bekleme. Nirvana özel bir şey değildir. Bunu söylediğimde senin zihnine ne oluyor? “Nirvana özel bir şey değildir” dediğimde, ne hissediyorsun? Nasıl hissediyorsun? Biraz hayal kırıklığına uğramış hissediyorsun. Zihinde şu soru ortaya çıkıyor olmalı; o zaman mücadele niye? O zaman niçin herhangi bir çaba sarf etmeli? O zaman niçin meditasyon yapmalı? O zaman neden bu teknikler var?

Bu zihne bak, problem bu zihindir. Zihin özel bir şey ister. Ve bu arzu yüzünden zihin sürekli özel şeyler yaratmaya devam eder. Gerçekte özel olan hiçbir şey yoktur. Ya gerçekliğin tümü özeldir ya da hiçbir şey özel değildir.

Bu arzu yüzünden zihin cennetler yaratmıştır. Ve o bir tanesiyle tatmin olmaz, pek çoğunu yaratmaya devam eder. Hıristiyanların bir tane cenneti vardır, Hinduların yedi tane. Pek çok iyi insan olduğu için bir hiyerarşi olmalı. Üstün iyiler nereye gitmeliler? Bunun bir sonu yoktur. Ve Buda’nın zamanında yedi yüz tane cennet olduğuna inanan bir mezhep vardı. Egoyu yerleştirmek zorundasın: En yüksek ego en yüksek cennete gitmek zorundadır.

Hepimizin yaptığı şey budur. Bizim sonunda sahip olduğumuz özel bir kavram vardır ve bu özel için ilerlemeye devam ederiz. Fakat hatırla. Bu özel yüzünden hiçbir yere ilerlemiyorsun, arzular içinde ilerliyorsun. Ve arzu içinde hareket etmek bir gelişme değildir, o döngüseldir.

Eğer hâlâ meditasyon yapabilirsen —özel hiçbir şeyin olmayacağını, sadece sıradan gerçeklikle bir uzlaşmaya varacağını, sıradan gerçeklikle uyumlu olacağını bilerek— şayet bu zihinle meditasyon yapabilirsen o zaman aydınlanma tam şu an mümkündür.

Ancak bu zihinle meditasyon yapmayı canın istemeyecektir. “Şayet özel hiçbir şey olmayacaksa her şeyi bırak” diyeceksin, insanlar bana gelir şöyle der, “Üç aydır meditasyon yapıyorum ve henüz hiçbir şey olmadı.” Bir arzu…ve bu arzu engeldir. Eğer arzu olmasa tek bir anda gerçekleşebilir.

Bu yüzden gizemli olanı arzulama. Gerçekten hiçbir şey arzulama. Olduğu haliyle gerçeklik ile sadece rahatla, yuvada hisset.

Sıradan ol; sıradan olmak harikadır. Çünkü o zaman bir gerginlik, bir korku yoktur. Sıradan olmak çok gizemlidir. Çünkü o çok basittir.

Bana göre meditasyon bir oyundur, bir oyun oynamaktır; o bir iş değildir. Ancak senin için o iş olmaya devam eder; sen iş terimleriyle düşünürsün. İş ve oyun arasındaki farkı anlamak iyi olacaktır.

İş sonuç odaklıdır, kendi içinde yeterli değildir. O bir yere, bir mutluluğa, bir hedefe, bir sona götürmek zorundadır. O bir köprüdür, bir araçtır. Kendi içinde o anlamsızdır. Anlam hedefin içinde gizlidir.

Oyun bütünüyle farklıdır. Onun bir hedefi yoktur. Ya da onun kendisi bir hedeftir. Mutluluk onun ötesinde, onun dışında değildir; onun içinde olmak mutluluktur. Onun dışında olmak sana hiçbir mutluluk vermeyecektir. Onun ötesinde bir anlam yoktur; olan tüm şey içseldir, içkindir. Sen herhangi bir sebep yüzünden değil tam şu an ondan keyif aldığın için oynarsın. Bu amaçsızdır.

Sıradan ve basit yaşamak insanları özgürleştirir.

Bu yüzden sadece çocuklar gerçekten oynayabilir. Büyüdükçe daha az oyun oynayabilir hale gelirsin. Daha çok ve daha çok amaç yüzünden, daha çok ve daha çok niye oynamalıyım diye sorarsın. Daha çok ve daha çok sonuç odaklı hale gelirsin: Onun aracılığıyla bir şey elde edilmelidir, kendi içinde onun bir anlamı yoktur. İçinde var olan değer senin için anlamını yitirir. Sadece çocuklar oynayabilir çünkü onlar geleceği düşünmez. Onlar zamansız bir şekilde buradadır.

İş zamandır; oyun zamansızlıktır. Meditasyon sonuç odaklı değil oyun gibi olmalıdır. Bir şey elde etmek için meditasyon yapmamalısın çünkü o zaman olayın özü kaybolur. Şayet bir şey için meditasyon yapıyorsan meditasyon bile yapamazsın. Sadece onunla oynarsan, ondan keyif alırsan, ondan hiçbir şey elde edilmezse, şayet kendi içinde o güzelse meditasyon yapabilirsin. Meditasyon uğruna meditasyon…o zaman o zamansız hale gelir ve o zaman ego ortaya çıkamaz.

Arzu olmadan kendini geleceğe yansıtamazsın, arzu olmadan beklentileri başlatamazsın. Ve arzu olmadan asla hayal kırıklığı yaşayamazsın. Arzu olmadığında zaman gerçekten kaybolur: Sen bir anlık sonsuzluktan diğer anlık sonsuzluğa hareket edersin. Sıra yoktur…ve o zaman asla niçin özel bir şey olmuyor diye sormayacaksın.

Benim için, henüz ben gizemin ne olduğunu bilmiyorum. Oyunun kendisi gizemdir; zamansız olmak, zamansız, arzusuz olmak gizemdir. Ve sıradan olmak, eğer kullanmamın bir mahsuru yoksa ‘hedeftir.’ Sıradan olmak hedeftir.

Eğer sıradan olabilirsen özgürleşirsin, o zaman senin için hiçbir sansara yoktur, senin için dünya yoktur.

Bu dünyanın tümü sıra dışı olmak için bir mücadeledir. Bazıları onu politikada dener, bazıları ekonomide dener, bazıları dinde dener. Ancak tutku aynı kalır.

 

About Andre Dindisyan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Scroll To Top