Home / OSHO KİTAPLARI / Ego 27-Sıradanlık 2

Ego 27-Sıradanlık 2

Masumiyet nedir? Masum olmak basit bir hayat yaşamayı gerektirir mi?

Masumiyet düşüncenin olmadığı bir farkındalık halidir. O zihinsizliğin diğer adıdır. O Budalığın özüdür. Sen doğanın nihai kanunuyla ahenkli hale gelirsin. Savaşmayı bırakıp onunla birlikte akmaya başlarsın.

Kurnaz zihin savaşır çünkü savaş aracılığıyla ego ortaya çıkar. Ve kurnaz zihin sadece ego etrafında var olabilir. Onlar sadece birlikte olabilirler, onlar ayrılamaz. Şayet ego yok olursa kurnaz zihin kaybolur ve geride kalan şey masumiyettir. Şayet hayatla kavgalıysan, şayet akıntıya karşı gidiyorsan, doğal, kendiliğinden değilsen, şayet şimdide değil geçmişte yaşıyorsan masum değilsin.

Geçmişe göre yaşamak sorumsuz bir hayat yaşamaktır. O tepkinin hayatıdır. Durumun ne olduğunu görmezsin basitçe eski çözümlerini tekrar eder durursun ve problemler her gün her an yenidir. Hayat değişmeye devam eder ve zihin hareketsiz kalır. Tüm problem budur: Zihin hareketsiz bir mekanizma olarak kalır ve hayat sürekli bir akıştır. Bu yüzden de hayat ve zihin arasında bir buluşma olamaz.

Şayet zihinle özdeşleşmiş kalırsan neredeyse ölü olarak kalacaksın. Varoluşu kaplayan coşkudan hiçbir pay alamayacaksın. Sürekli devam eden kutlamada bir katılımcı olmayacaksın: Kuşlar şarkı söylüyor, ağaçlar dans ediyor, nehirler akıyor. Sen de bu bütünün bir parçası olmalıydın.

kendin olmak istersen egosuz olmalısın

Sen ayrı olmak istersin, kendinin diğerlerinden yüksek, diğerlerinden üstün olduğunu kanıtlamak istersin. O zaman sahtekâr olursun. Sadece sahtekârlık yaparak üstün olduğunu kanıtlayabilirsin. O bir hayaldir, o sahtedir çünkü varoluşta üstün olan kimse yoktur ve aşağı olan kimse yoktur. Tek bir çimen ve en büyük yıldız kesinlikle eşittir. Varoluş temelden komünisttir. Hiyerarşi yoktur. Ancak insan diğerlerinden yüksekte olmak ister, doğayı fethetmek ister. Bu yüzden sürekli savaşmak zorundadır. Tüm karmaşa bu savaştan çıkar.

Masum insan savaşı bırakmış olan kişidir; daha yüksekte olmakla artık ilgilenmeyen kişidir, performansla, özel bir şey olduğunu kanıtlamakla ilgilenmeyen kişidir; bir gül gibi olan ya da bir nilüfer üzerindeki damlacık gibi olan; okyanusla bir olup eriyen kaybolan bir dalga gibi; ‘ben’ fikrine sahip olmayan kişidir.

‘Ben’in kaybolması masumiyettir. Bu yüzden masumiyet senin basit bir hayat yaşamanı talep etmez, masumiyet senden hiçbir şey talep etmez. Tüm gereklilikler kurnazcadır. Tüm gereklilikler temelde savaşmak, birisi olmak içindir.

Masumiyet, nasıl yaşayacağı hakkında hiçbir fikri olmadan basitçe yaşar.

Nasılı içine getir ve sen kompleks hale gelirsin. Masumiyet şimdiye verilen basit yanıttır. Fikirler birikmiş olan geçmiştir: Buda nasıl yaşamıştır, öyle yaşa ve Budist olacaksın; İsa nasıl yaşadı, öyle yaşa ve bir Hıristiyan olacaksın. Ancak o zaman sen kendi üzerine bir şeyi dayatıyor olacaksın.

Tanrı asla iki insanı benzer yaratmaz; her biri eşsizdir. Bu yüzden eğer İsa’yı kendi üzerine dayatırsan sahte olacaksın. Tüm Hıristiyanların sahte olması kaçınılmazdır —ve tüm Hinduların, tüm Jainaların, tüm Budistlerin— çünkü onlar olamayacakları bir kişi olmaya çalışıyorlar.

Sen Gautam Buda olamazsın. Bir Buda olabilirsin ama Gautam Buda değil. ‘Buda’ aydınlanmış demektir —bu senin doğuştan sahip olduğun hakkındır— ama Gautam bir bireydir. Sen bir Mesih olabilirsin ama İsa Mesih değil; İsa bir bireydir. Mesih Budalık için başka bir isimdir; o bilincin en yüksek halidir. Evet, bu mümkündür, bu senin potansiyelindir, sen tomurcuklanırsın ve Mesih bilincinde çiçek açarsın ama asla İsa olamazsın. Bu imkânsızdır ve onun imkânsız olması iyidir. Fakat sözde dindar insanlar böyle yaşamıştır: Başka birisini takip ederek, taklit ederek. Şimdi, bir taklitçi basit olamaz; o sürekli olarak hayatı kendi fikirlerine uydurmak zorundadır.

gerçekten masum biri hayatı basitçe yaşar

Gerçekten masum bir kimse hayatla birlikte yol alır, o basitçe hayatla birlikte akar. Onun belirgin bir hedefi yoktur. Bir hedefin varsa masum olamazsın. Kurnaz, maniple edici, çıkarcı olmak zorundasın; plan yapmak zorundasın ve belli haritaları izlemek zorundasın. Nasıl masum olabilirsin? Başkalarından çok fazla pislik taşıyor olmalısın. İsa’nın ya da Buda’nın ya da Mahavira’nın sadece bir karbon kopyası olacaksın; orijinal olmayacaksın.

Bodhidharma yeniden ve yeniden şöyle der: “Orijinal yüzünü bul.” Ve orijinal yüzünü bulmanın tek yolu tüm taklitleri bırakmaktır. Neyin gerekli olduğuna kim karar verecek? Kimse karar veremez ve herhangi bir kararın rahatsız edici olması kaçınılmazdır çünkü hayat senin onun olmasını beklediğin şekle dönmeyebilir. O asla beklenilen şekle dönüşmez. Hayat sürekli bir sürprizdir; önceden ona hazırlıklı olamazsın. Hayatın provaya ihtiyacı yoktur. Spontane olmak zorundasın: Masumiyet budur. Şimdi, eğer spontane isen Hıristiyan olamazsın, Hindu olamazsın, Budist olamazsın, basit bir insanoğlu olmak zorundasın.

Basitlik bir gereklilik değildir ama masumiyetin bir yan ürünüdür; o seni gölgen gibi takip eder. Basit olmaya çalışmazsın; eğer basit olmaya çalışırsan çabanın kendisi basitliği yok eder. Basitliği üretemezsin —üretilmiş basitlik yüzeyseldir— basitlik seni bir gölge gibi takip etmelidir. Onu umursamaya ihtiyacın yok, yeniden ve yeniden gölge seni takip ediyor mu etmiyor mu diye geri dönüp bakmana ihtiyacın yok; gölgenin seni takip etmesi kaçınılmazdır.

Masumiyete ulaş ve basitlik Tanrı’dan bir armağan gibi gelir.

Ve masumiyet bir zihinsizlik, bir egosuzluk olmak demektir: Tüm hedefler, kazanımlar, hırslarla ilgili fikirleri bırakmak ve sadece anın içinde gerçekleştikçe yaşamaktır.

Bu nedenle sana inzivaya çekilmeni söylemiyorum. Bir gün inziva olabilir ama o uygulanması gereken bir şey değildir. O senin gerçekleştiğini göreceğin bir şey olacaktır. Evet kesinlikle kişi bir Buda olmadan önce inzivaya çekilir ama bu bir gereklilik değildir. Unutma. Yeniden ve yeniden hatırla: O bir zorunluluk değildir. O senin gerçekleştirmen gereken ve bu sayede sonrasında bir Buda olacağın bir sorumluluk değildir.

Hayır. Şayet basitçe zihninin giderek daha çok farkında olmaya devam edersen, zihin kaybolmaya başladıkça ve senden giderek daha çok uzaklaştıkça, zihinle özdeşleşmemeye başladıkça ve ayrı olduğunu, zihin olmadığını gördükçe zihnin kaybolmasıyla birlikte pek çok şeyin gerçekleştiğini göreceksin.

Anbean yaşamaya başlayacaksın. Çünkü geçmişi toplayan zihindir, ona güvenemezsin. Gözlerin net olacaktır, geçmişin tozuyla kaplanmamıştır. Ölü geçmişten özgürleşeceksin.

Ve ölü geçmişten özgür olan kimse yaşamak için özgürdür; kendine özgü bir şekilde, dürüstçe, tutkuyla, yoğun bir şekilde yaşamaya. Kişi yaşamla ve onun kutlamasıyla yanıp tutuşur. Ancak zihin sürekli olarak çarpıtır, sürekli olarak araya girer, sürekli olarak sana “Şunu yap, şunu yap der.” O bir okul müdürü gibidir.

meditasyon yapan biri zihninden özgür hale gelir

Bir meditasyoncu zihinden özgür hale gelir. Ve geçmiş artık sana hükmetmediği zaman gelecek basitçe kaybolur çünkü gelecek geçmişin bir yansımasından başka bir şey değildir. Geçmişte sen belli zevkleri tecrübe etmişsindir ve gelecekte onları yeniden ve yeniden tekrarlamak istersin; bu senin gelecek için yansıtmandır. Geçmişte pek çok ıstırap çekmişsindir; şimdi onları geleceğe yansıtarak o acıları yeniden yaşamak istemezsin. Senin geleceğin geçmişinin değişime uğramış halidir. Geçmiş bir kez gittiğinde gelecek kaybolur. O zaman ne kalır? Şimdiki an…şimdi.

Şimdi ve burada yaşamak masumiyettir. Eğer gerçekten masum olmak istiyorsan dini buyrukları takip edemezsin. Sürekli olarak neyi yapması, neyi yapmaması gerektiğini düşünmek zorunda olan bir insan, neyin doğru neyin yanlış olduğu hakkında sürekli olarak endişe duyan bir insan masum bir şekilde yaşayamaz. Her ne kadar o koşullanmasına göre doğru olanı yapmayı sürdürse bile o doğru değildir. O basitçe başkalarını takip ediyor, nasıl doğru olabilir? O onlar için doğru olmuş olabilir fakat iki bin yıl önce bir kişi için doğru olan şey bugün senin için doğru olamaz. Köprünün altından çok sular geçmiştir. Hayat asla birbirini takip eden iki saniye için bile aynı değildir.

Heraklit doğrudur, haklıdır: “Aynı nehirde iki kez yıkanamazsın.” Ve ben sana derim ki: “Aynı nehirde bir kez bile yıkanamazsın.” Nehir o kadar hızlı akmaktadır.

Masum bir kimse toplum, kilise, devlet, anne babalar, eğitim tarafından dayatılan belirli bir gerekliliğe göre yaşamaz, masum kimse kendi varlığına karşı sorumlu olarak yaşar. O yüzleştiği duruma yanıt verir. O meydan okur, meydan okumayı kabul eder. Ve şu an varlığı ne yapmak isterse onu yapar; belli prensiplere göre değil. Masum insanın hiçbir prensibi, ideolojisi yoktur; masum insan mutlak bir şekilde prensipsizdir. Masum insanın hiçbir karakteri yoktur, o mutlak bir şekilde karaktersizdir. Çünkü karaktere sahip olmak demek bir geçmişe sahip olmaktır; karaktere sahip olmak demek başkaları tarafından hükmedilmektir; karaktere sahip olmak demek zihin hâlâ diktatördür ve sen sadece bir kölesin demektir. Karaktersiz olmak, prensipsiz olmak ve anda yaşamak… tıpkı aynanın önündeki ne olursa olsun yansıtması gibi bilincin yansıtır ve sen yansımayla birlikte hareket edersin. Farkındalık budur, meditasyon halinde olmak budur,samadhi budur. Masumiyet budur, Tanrısallık budur, Budalık budur.

Bu nedenle masumiyetin bir gerekliliği yoktur, basit bir hayat yaşama gerekliliği bile yoktur. Basit bir hayatı yaşayabilirsin, basit bir hayatı kendine dayatabilirsin; o basit olmayacaktır. Ve sen tüm lüksün olduğu bir sarayda yaşayabilirsin ama anı yaşıyorsan basit bir hayat yaşıyor olacaksın. Bir dilenci gibi yaşayabilirsin ve şayet bir dilenci gibi yaşamaya çalışmak kendini zorladığın bir şeyse sen basit olmayacaksın. Şayet o senin karakterin haline geldiyse o zaman basit değilsindir. Evet kırk yılda bir, bir kralın bile basit bir hayat yaşadığı olmuştur —basit derken saraya ve mala mülke sahip olmadığı anlamında değil, onlar vardı — fakat o mala mülke düşkün değildi.

Bunun anlaşılması gerekir: Henüz hiçbir şeye sahip olmayabilirsin ama yine de mal mülk düşkünü olabilirsin. Mal mülk düşkünü olmak onlara sahip olmadan olabilir. Şayet bu böyleyse o zaman tersi de doğrudur: Mal mülk düşkünü olmamak her türlü mala mülke sahip olmayla bir arada var olabilir. Kişi sarayda yaşayabilir ve bütünüyle ondan özgür olabilir.

About Andre Dindisyan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Scroll To Top