Home / YOL HARİTASI / En Büyük Ruhsal Savaş…

En Büyük Ruhsal Savaş…

Bir insanın vereceği en büyük savaş,doğduğu andan itibaren onu da diğerleri gibi kalıba sokmak isteyenlere karşı vereceği savaştır.Bu savaş sanıldığından daha zordur,çünkü onlar hiç ara vermeden bu çabalarını sürdürmeye devam eder.

Doğumun ardından daha insan olduğunu anlamamış her varlığın anne,baba ve diğerleri ile savaşı başlar.

Küçükken en çok duyduğunuz kelimeleri hatırlayın yapma ,etme,dokunma,koklama,keşfetme,uzak dur,yanarsın,ağlarsın,üzülürsün ve daha ilerleyen yaşlarda yapamazsın,başaramazsın,kazanamazsın,sanki bunları söylemek kutsal bir görevmiş gibi,hep beraber senin kalıbını dökmeye başlarlar.Onlardan kurtulsan bile başkaları vardır.Kadınlar ,erkekleri istedikleri şekle sokmaya birbirleri ile olan mücadelelerinde en büyük ödülün bir erkeği en iyi kalıba ve istedikleri şekle sokmak olduğuna inanarak ölümüne bir savaş verirler.

Ve erkekler ellerinde kadınlara karşı kullanabilecekleri yegane  güç olan kaba kuvvet ve şiddet ile  kendi kalıplarına uygun kadınları arar dururlar ya da bir heykeltraş edasıyla  kendilerine  eş  ve benzer kadınlar yaratmaya soyunurlar. Bütün bu mücadelenin sonunda kendi şeklinin olması gerektiği gibi olması için bu saldırılardan kurtulmaya çabalamak,hayatın en önemli mücadele anlarını da beraberinde getirir.

İşte bu zorlu savaştan galibiyetle çıkan çok az insan vardır,onlar bizim gıptayla baktığımız farklı insanlardır,duruşu,bakışı,hayali,sözü farklıdır.Bizim hep idealimizdeki adamdır veya kadındır,annedir ya da babadır,ama hiçbir zaman biz değildir,çünkü biz onlardan olabilme cesaretine sahip olmamışızdır.

Kalıba girmek kolaydır ve insanları zorlamaz,her kes zaten belirli kalıplardadır,herkesin yaptığını yapmak mücadele gerektirmez Kimin söylediği çok önemli değildir ,önemli olan basit olmasıdır.Ve seçme azabından bizi kurtarır,hiç kimse tarafından eleştirilme korkusu yoktur,rahatlıktır.Ama asla mutluluk değildir,mutluluk iç huzurumuzsa eğer kalıplara girmek içten alev alev yanmaktır,ama kolumuzu da kıpırdatamamaktır.İşte bu duyguyu yaşamamış Allahın tek bir kulu bile yoktur,ama bazen bir kadının tatlı gülümsemesi,bazen bir babanın kaşlarını çatarak ”tamam mı?” demesi,bir annenin buğulu gözlerle duygusal olarak bize vurmuş olduğu zincirler nedeniyle içimizdeki ateş buz olur,içimize akar soğuk soğuk ve bir daha dışarı çıkamaz.

Ama bazıları da bu mücadeleyi kazanmak için gelmiştir dünyaya ,onlar kolay olanın zor,zor olanın kolay olduğunu keşfetmiştir.Ve bir şeyin daha farkındadırlar zafere giden yolda mutluluk vardır,bizi koruyan melekler vardır ve onlar biz başarana kadar hep bizimle beraberdir.

Bilmek isteyen zahmete katlanandır.her şeyin bir bedeli vardır ve bu bedel bu dünyada ödenecektir,bu bedeli ödemeyen kişi zaten başkalarıyla aynı olmaya mahkumdur.Bedel ödemeden öğrenilen hiç bir şey bilgi değildir ve uçup gidecek,kalıcı olmayacaktır.Bilmek,öğrenmek ve değişmek demektir.Öğrenmeden,yaşamadan,tecrübe etmeden bilmek mümkün değildir.Bilmek için öğrenmeye çalışmayan kişi zayıftır ve kim isterse onu istediği kalıba sokar,kendisi olamaz ve olamayacaktır.

Ve kendisi olamayan birinin mutlu olmaya ,mutlu etmeye gücü yoktur,hep birilerinden güç alır onlarla mutlu olur,onlar yoksa hayatında o da yoktur ,tek bir savunma aracı vardır,yüzündeki sahte gülümsemesi.Ama yüreğini görenleri kandıramaz hiç bir zaman ,sadece aynaya baktığında mutsuz bir gülümseme görür ve her kes sever onu,el üstünde tutar kendilerine benzediği için ve onlar kadar mutsuz güldüğünden.

About Andre Dindisyan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Scroll To Top