Home / İÇİMİZDEKİ ENERJİ / İÇİMİZDEKİ ENERJİ

İÇİMİZDEKİ ENERJİ

Hayatımız boyunca yaptığımız ve halen yapmakta olduğumuz tüm davranışlar,söylediğimiz tüm sözcükler ve aklımızdan geçen tüm düşünceler hiçbir yere kaybolmadı,onlar enerji olarak evrende dolaşıyor ve bugün yaşadığımız hayatın tüm evreleri olarak karşımıza  çıkıyor.Bütün bu sonuçlardan anlamamız gereken tek bir şey var hayat bir enerji kaynağı ve biz de bu hayatın içerisinde türlü enerjiler paylaşıyoruz,doğal olarak enerji bizden başlayarak evrene yayılıyor ve hayatın tüm güzelliklerini,mutsuzluklarını,umut dolu anlarını,neşesini,üzüntüsünü ve sonuçlarını ortaya çıkarıyor,herşey herkes birbirine bağlı ve bağımlı ,yıllar önce tanıdığınız birinin tekrar karşınıza çıkması tesadüf değil,ya da yıllarca birlikte yaşadığınız birinin hayatınızdan çıkması .

Evet biz enerjiyiz  ve çevremizdeki tüm enerjilerle birlikte yaşamın kaynağını oluşturuyoruz. Gözlerinizi kapatın ve enerjinizi fark edin, önce içinizden, sonra yüksek sesle ‘’ Ben Enerjiyim’’ sözünü  tekrarlayın. Başlangıçta bu cümleyi belki biraz çekinerek söyleyeceksiniz, ama ardından içinizi bir güç dalgası kaplayana kadar gittikçe artan kuvvetli bir sesle söyleyeceksiniz. Böylece, içinizde uyuyan enerjinizi harekete geçirmeyi başaracaksınız.

Bir gün, yaşamıma tekrar yön vermeye ve kendi gemimin “kaptanı” olmaya karar verdim. Bu karar aniden alınmadı, kimi zaman kasırga ve fırtınayla hareketli, kimi zaman da durgun olan bir denizde geçen günlerin, yılların sonucunda alındı. Birçok kez, dümenimin kontrolünü kaybettim. Gemimin tek sahibi ve sorumlusu olduğumu son kez tekrarlamadan önce, batma noktasına gelecek kadar kendimi akıntıya bırakmıştım. Tüm bu iyi ve kötü maceralar, gerçekte hepimizin içinde yüzdüğü bu enerji denizinin ne kadar önemli olduğunu anlamamı sağladı.

Enerjiyi ve onun yaşamımıza kattığı iyi yönleri anlamak ve enerjinin ilk kaynağı olduğumuzu bilmek bizi o kadar güçlü kılıyor ki . Kişinin yaşamına yön vermesi için tarafsız, enerjiyle çalışmayı öğrenip yaşamı üzerinde söz sahibi olabilmesi için de günlük yaşamınıza uygulaması kolay ve basit öneriler ortaya koyabiliriz. Aslında, enerjiyi keşfetmek, aynı zamanda kendini tanımak demektir!

Sorularıma yanıt bulmak için, bu konuda araştırma yapan diğer kişilerin eserlerine başvurdum ve mümkün olduğunca görüşlerine sadık kalmaya çalıştım.

Bütün öğrenme dönemlerinde olduğu gibi, teoriden uygulamaya geçmelisiniz.

“HAREKETLİ KUVVET”

İçinde yaşadığımız dünya katı maddelerden meydana gelmiş görünmesine rağmen, deniz gibi sürekli hareket halinde olan akıcı bir enerjiden oluşmuş ve onunla çevrelenmiştir. Modern bilim de, insan organizmasının sadece moleküllerden oluşan fiziksel bir yapı olmayıp tüm evrende olduğu gibi bir enerji alanına sahip olduğunu doğrular. Demek ki biz, enerjiyiz ve sürekli hareket halinde olan bir enerji denizinde yaşıyoruz.

“Enerji” kelimesi Grekçe energia (“hareketli kuvvet”) kelimesinden gelir. Bu kuvvet, evrendeki tüm varlıklar arasında temel ve evrensel bağı oluşturur. Biz tamamıyla enerjinin içinde yüzüyoruz. Bizi “canlandıran” ve bizi “hareketlendiren” bir enerji var, aynı enerji, ampulün yanmasını ya da küçük bir ekran üzerinde görüntünün oluşmasını da sağlıyor. Bütün bunlar enerji şekilleridir. Ama enerji tam olarak nedir?

                                                                                             

EVRENLE UYUM SAĞLAMAK

Enerji, kendini madde olarak değil ama hareketle gösteren bir kuvvettir. Örneğin kar fırtınasını ele alalım; uçuşan kar kümesi görülür, ama rüzgar (enerji) kendini göstermez. Herkesin kabul edeceği gibi ortada, görünmese de gerçek olan bir kuvvet vardır. Bu kuvvet, enerjidir.

Bütün fiziksel evrenimiz “enerji”dir. Aslında, evrende bulunan yegane şeyin, enerji olduğunu söyleyebiliriz. Gördüğümüz, dokunduğumuz ve hissettiğimiz her şey, belli bir ritimde hareket eden enerjidir. Bu yüzden, bu gezegende varolan her şeyin; insanların, hayvanların, bitkilerin ve mine-rallerin vs. titreşimlerini algılamak mümkündür. Bu kuvvetin farkına vararak kendimizi bu akımlara “bağlayabilir” ve böylece evrenle uyum sağlayabiliriz.

                                                                                             

ENERJİNİN KÜÇÜK HİKÂYESi

Evreni algılayışımız, büyük ölcüde bilim dünyasının bakış açısından etkilenir. Bilim dünyası sayesinde, her şeyin katı ve ayrı göründüğü bir dünya kavramından her şeyin akışkan ve birbiriyle bağlantılı olduğu, çok daha kapsamlı bir dünya kavramına geçtik. Bu evrimi anlamak için, enerjinin küçük hikâyesini keşfetmemiz gerekir.

Dünyamızın katı cisimlerden oluştuğunu ilke alan ilk teori esas olarak Isaac Newton ve arkadaşları tarafından XVII. ve XVIII. yüzyıllarda ileri sürülmüştür. Newton yasaları, doğadaki fiziksel olayların bir sebebinin olduğunu ve zamanla uzayın sonsuzluğunu tartışmasız olarak kabul ederler.

Örneğin, iki bilardo topunun çarpışması tüm fiziksel tepkilerin fiziksel bir nedeni olduğunu ileri süren bu teoriyle açıklanabilir.

Esas olarak günlük yaşantımız da, bu mekanik Newton yasalarını temel alır. Elektrik tesisatımız dışında, evimizdeki her şey, büyük ölçüde Newton yasalarına uyar. Zamanı doğrusal olarak yansıtan, üzerine tüm yaşantımızı kurduğumuz saatlerimiz vardır. Zamanında bir yerlere yetişmek için robotlar gibi, sabahtan akşama kadar koşturuyorsak, bu noktada yaşam tarzımızın mekanik olduğunu kabul etmek daha kolaydır. Sonsuzluk karşısında, yaşadıklarımızın büyük bir bölümünü tarafsız olarak ifade edebilmek için, üç boyutlu uzay-zaman kavramına başvururuz. Olayları bu şekilde görmek, dünyayı, açık ve değiştirilemez kurallarla yönetilen, durağan ve katı bir kütle olarak görmeyi tercih edenlerimiz için destekleyici olabilir. Bu koşullar altında, devamlı evrim halinde bulunan içimizdeki insani deneyimleri önemsememek, hatta unutmak da çok kolaydır.

 

About Andre Dindisyan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Scroll To Top