Home / Destek Eğitimleri / Kendi Kendini Motive Etmek Ve Başarı

Kendi Kendini Motive Etmek Ve Başarı

Judith  Rich Harris  Psikoloji  biliminde fikir ve düşünceleriyle farklı bir yere sahip olmuş ve bu fikirler bir çok otorite tarafından kabul edilmiştir.Harris diğer psikologlardan farklı olarak, çocukların kişiliklerinin oluşumunda anne ve babaların etkisinin çok olmadığını, buna karşın çocukların kişiliği üzerindeki temel etmenin çocukların akranları ,okul arkadaşları ve büyüdükleri mekanlar olduğunu belirtiyor.

Kısaca çocukların kişiliklerinin oluşumunda, çocukların yaşıtlarını örnek aldıklarını ve onlar tarafından kabul edilmenin son derece önemli olduğunu söylüyordu .Peki  Harris bu sonuca nasıl ulaşmıştı? Onu bu sonuca ulaştıran süreç oldukça  ilgi çekici. Harris, Harvard Üniversitesi Ruhbilim Fakültesinde (Türkiye’de Şu an Yok) uzmanlık eğitimi görüyordu. 1960 yılında bölüm başkanı, ona bilimsel çalışmalarda yeterliliği ve özgür düşünme yetisine sahip olmadığı için doktora çalışmalarına son vermek zorunda olduğunu , yani okuldan kovulduğunu belirten bir mektup yolladı.

Okuldan kovulmak Harris için son derece onur kırıcı bir eylem olmasına karşın o bu bilim dalına gönül vermişti ve hiç kimse onun çalışmalarını engelleyemezdi , tam 25 yıl sonra, Amerikan Ruh bilim Derneği tarafından George A Miller ödülünü kazanmıştı. Bu ödül onun için son derece önemli idi çünkü, Harris’in okuldan atıldığını belirten mektubun altında da  Miller’in imzası bulunmaktaydı. Peki Harris’i diğerlerinden ayıran unsur ne idi? Harris başarının ancak iç motivasyonun sağlanması ile elde edileceğini biliyordu .Ve yaptığı tüm konuşmalarda söylediği tek şey vardı ‘’Beni kimse motive etmedi ,ben kendimi motive edecek yol ve yöntemleri keşfettim’’Ondan sonra bir çok bilim adamı bu konu üzerine yoğunlaştı ve iç motivasyonu üzerine binlerce çalışma yapıldı,sonuç olarak  Harris’in de belirttiği gibi, bizi başarılı ya da başarısız yapan , en önemli etkenin bizzat kendi iç motivasyonumuz olduğu kabul edilmiş oldu. 

Motivasyon ya da Türkçe ismi ile güdüleme şu sıralarda işletme ve psikoloji biliminin üzerinde son derece önemle durduğu bir konudur. Motivasyon konusunda birçok kitap ve makale yayınlanmıştır. Bunlardan hala en fazla rağbet gören Abraham Maslow’un “İhtiyaçlar Hiyerarşisi”dir. Bu yaklaşıma da çeşitli yönlerden eleştiri gelmesine rağmen temel olarak geçerliliğini sürdürdüğü konusunda kuşku yoktur.

Maslow İhtiyaçlar hiyerarşisine göre,insanın fizyolojik,ssaygı,sevgigüvenlik ve kendini gerçekleştirme ihtiyaçları vardır.

Teoriye göre her insanı aynı şekilde motive etmek mümkün değildir. İnsanları motive edebilmenin en önemli unsuru onların ihtiyaçlarını öğrenmek,bu ihtiyaçları sınıflandırmak ve motivasyon etkenlerini bu sınıflandırmaya göre yapmak gerekir. ihtiyaçları saptarken de toplam olarak ihtiyaçları beş gruba ayırmıştır. 

Bunlar sıra ile,

1-Fizyolojik İhtiyaç İnsanların hayatının sürdürebilmesi için gerekli olan ihtiyaçlar. Yemek yeme, içmek, uyumak, nefes almak gibi zorunlu ihtiyaçlar. 

2-Güven İhtiyacı: Burada her türlü güvenlik ihtiyacı sözkonusudur. Gelecek güvencesi, iş güvencesi, barınma, hastalıktan korunma gibi. 

3-Sosyal İhtiyaçlar: Fizyolojik ihtiyaçlar ve güven ihtiyacının tatmininden sonra sosyal ihtiyaçlar devreye girer. Bir grubun parçası olmak, birlik beraberlik, aidiyet gibi ihtiyaçlardır. Bu ihtiyaçlar karşılanmadığı müddetçe kişiler kendilerin yanlız ve terkedilmiş hissedecektir. 

4-Saygı İhtiyacı:  Bunu ikiye ayırabiliriz.  a) Başkaları tarafından kendine gösterilen saygı ve verilen değerle ilgili ihtiyaçlardan olan; mevki, şöhret, takdir edilme v.b  b) İnsanın kendine duyduğu saygı ve önemle ilgili ihtiyaçlardan olan, kendine güven, bağımsızlık, başarı, v.b 

5-Kendini Gerçekleştirebilme İhtiyacı:  Ona göre, insanlara imkan verildiğinde kendisinde var olan gizli güçleri keşfedecek ve var olan tüm potansiyellerini kullanarak, neyi yapmak istiyorsa onu yapacaktır. Maslow’un çalışmaları, sağlıklı bir kişiliğin nasıl oluştuğu üzerinde yoğunlaşmıştır.

Yukarıdaki kademeleri  güncel  bir örnekle açıklamak gerekirse;

Suriyede’den ülkemize gelen mülteci  bir aile ülkemize ilk geldiğinde ilk istediği şey yemek yemek, uyumak ve temel ihtiyaçlarının karşılanmasını isteyecektir. Bu temel ihtiyaçlara karşılık gelmektedir. Eğer burada uzun zaman kalacaksa paraya ihtiyacı olacak ve  daha sonra, bir iş bulma ve başlarını sokacak bir ev yapma gibi bir istekle karşı karşıya geleceklerdir. Buda onların güvenlik ihtiyacı’na karşılık gelecektir. Bu iki ihtiyaç karşılandıktan sonra toplum içinde bulunma ve kendileri gibi göçmen ailelerle ve komşuları ile ilişkiye girmek isteyeceklerdir .Tüm bunlar sosyal ihtiyaçların bir ifadesidir. Sosyal ihtiyaç karşılandıktan sonra bulundukları sosyal ortamda saygı görmek yani bulundukları toplumda önemli olduklarını hissetmek isteyeceklerdir.Daha sonra artık kendi kendilerine tatmin duygusu yaşamaya ihtiyaç duyacaklar, kısacası dışarıdan gelecek olumsuzluklar ya da onu mutlu edecek olaylar ve durumlar onun yaşamını çok fazla etkilemeyecektir.

 Bu ailenin bundan sonraki yaşantısında artık hedefleri ve planları devreye girecektir, çalıştıkları iş yerinde başarılı olmak isteyecekler ,daha fazla para kazanmak ve belki de kariyer için çalışmaya başlayacaklardır. İşte artık en önemli  ihtiyaç devreye girmiştir, kendilerini gerçekleştirme ihtiyacı yani hayatta yapmak istedikleri şeyleri yapabilme gücü .Bu evreye geçtikleri anda artık kendilerine olan güvenleri artmaya başlayacak ,mülteci olarak belki de sığıntı olarak geldikleri bu yeni ülkede varlıklarını başka insanlara da hissettirmeye başlayacaklardır.

İlk üç ihtiyaç hiyerarşisi ve dördüncü ihtiyaç hiyerarşisininde “a” alt ayırımı dış motivasyon unsurlarının ifadesidir. Yani bunlar bizleri tatmin edebilir. Fakat bunlardan bir tanesi o ya da bu nedenden dolayı elimizden gittiğinde kendimize inancımızı ve başarabileceğimiz duygusunu kaybedebiliriz.

Bizim için hayat adeta çekilmez olabilir. Burada ki unsurlar bizim için yaşamın bir aracı olması gerekirken, farkına bile varmadan yaşamın amacı haline gelebilirler. Çevremize baktığımızda çoğu insan için artık para bir araç olmaktan çıkıp onlar için tamamen amaç haline geldiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

Halbuki merdivenin dördüncü basamağının bir bölümünü oluşturan kendine saygı ve son basamak durumunda bulunan kişinin kendini gerçekleştirebilmesi durumlarına geldiği durumlarda onların üretme yeteneklerini ve yaşamda iz bırakma kabiliyetlerini sınırlayacak bir faktör bulunamaz. Bunun en iyi örneklerini bizlere Mevlana veya Yunus Emre vermektedir.

Tüm zorluklara rağmen Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en üst basamağında yer aldıkları için artık onların iç motivasyonunu hiç kimse ellerinden alamayacaktır. Topluma baktığımız zaman başarılı insanlarla başarısız insanlar arasındaki en önemli farkın başarısız insanlar yalnızca dış motivasyon unsurları ile motive edilirken ve bunların yokluğu halinde üretim yetenekleri tamamen ortadan kalktığı halde, başarılı insanlar yani üretme yeteneğini kendilerini motive ederek arttıran ,sürekli gelişen ve öğrenen ve bu sayede kendini motive edecek yöntemler uygulayan kişiler üretmekten ve hedeflerine doğru koşmaktan vazgeçmeyeceklerdir.

 Dış etkenler tarafından motive edilmiş biri ,hava durumundan bile etkilenir ,en ufak bir aksilik moralini bozar, araba arızası, bir yere geç kalmak gibi durumlar tamamen motivasyonunu bozar. Halbuki bu durumların hedeflerimizle, planlarımızla ve ihtiyaçlarımızı karşılama duygumuzla hiç ilgisi yoktur, bunlar sadece gelip geçici durumlardır ve her zaman olacaktır. Kendini motive edebilen biri asla bu tür durumlarda kendine eziyet etmez ,morali bozulsa bile hemen toparlanır, o günün başka bir şekilde belki de daha verimli bir halde geçirilmesini sağlar ve günün sonunda mutlu olur.

Dışarıdan  beslenen  kişiler  yaşamlarındaki tüm olumsuzlukların kaynağını bir dış faktöre bağlama eğilimindedirler. Kendilerinin dışında herkes hatalı olabilir. Son olarak ta bu tip insanlar hayatları boyu herkesi değiştirmek isterler fakat kendilerini değiştirmeyi akıl bile etmezler. İçsel motivasyon basamağına ulaşmış insanlar ise hayatlarındaki tüm engelleri yaşamlarının o aşamasından sonraki bölümler için bir fırsat olarak değerlendirir.

Başarı ya da başarısızlığı dış etmenlerde aramak yerine bizzat kendi içlerine döner.  Peki Maslow’un bahsettiği beşinci basamağa çıkmak için neler yapmalı,yani tüm ihtiyaçlarımızı karşıladıktan sonra artık bu dünya’da bir iz bırakabilmek için neler yapabiliriz? Tabii ki bunun tek bir reçetesi olamaz, Bu uzun ve engebeli bir yoldur,  yolu tamamlamak ya da bu yola hiç koyulmamak tamamen sizin elinizde.

Burada aslında yapmamız gereken çok önemli bir şey var ,başarılı insanları kopyalamak .NLP biliminin incelediği en önemli  konu başarılı insanların akıl yapısı ile ,davranışlarının analiz edilerek ,kopyalama yöntemi ile insan beynini programlayarak başarılı olmamızı sağlayacak yöntemleri bulmaktır.

 İç motivasyon sağlamak için mutlaka yapılması  gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz. 

1-Vizyon’un oluşturulması: “Ben gelecekte ne olmak istiyorum, 5 yıl sonra kendimi nasıl bir insan olarak görmek istiyorum. Kafamda kendimle ilgili canlandırdığım resim ne?” Tüm bu sorular gerek, iş yaşantısı, gerek aile yaşantısı gerekse sosyal yaşantı için ayrı ayrı yanıtlanmalıdır. Bu aşama tamamlandıktan sonra ikinci aşama devreye giriyor. 

2-Misyon’un tanımlanması: Tüm bunları “Niçin” yapıyorum sorusunun yanıtıdır. Kısacası Bütün bunları niçin istiyorum? Mutlu  olmak, üretici olmak. Misyon bütün bunları yapmamda bana ilham veren güçtür. 

3-Çekirdek değerler: Vizyona giden her yol mübah değildir. Çekirdek değerlere bakmak gerekir. Dürüstlük , ahlak, doğruluk, sevgi, paylaşım gibi. 

4-Hedefler koymak: Vizyona ulaşıp ulaşmadığı mı ya da yaklaşıp yaklaşmadığımı nasıl ölçeceğim. Bunun için kısa, orta ve uzun vadeli hedefler koymak gerekir. Burada bahsettiğimiz hedefler, somut-ölçülebilir-mukayese edilebilir-belirli bir zaman dilimi içinde ve  iddialılık  gibi  kriterleri taşımalıdır. Mutlu veya iyi yaşamak bir hedef olamaz. İyi yaşamak veya mutlu olmak için yukarıdaki kriterleri mutlaka tanımlamak gerekir. 

5-Planlamak: Kısa, orta ve uzun vadeli hedeflere nasıl ulaşacağının tanımlanması gerekir. Bunu günlük, haftalık ve aylık planlar düzenlenmeli bu planlar mevcut imkanlarımızla  gerçekleştirebileceğimiz en iyi yol haritası olmalıdır.

6-Eylem Planı: Sadece hayal  kurmak  , kağıt üzerinde  hedefler koymak ve planlar hazırlamak  yetmiyor. Bu planları uygulamaya geçireceğimiz bir eylem planı da hazırlanmalı ve en kısa sürede uygulanmaya başlanmalıdır . Harekete geçebilmek içinde yukarıdaki altı aşamanın oluşum sürecini mutlaka hayat arkadaşımız , ailemiz  ve bizi tanıyan insanlarla paylaşmamız gerekir. Tüm bunları gerek özel yaşamında gerekse iş hayatında yapmak kendi kendimizi motive etmemizi sağlayacak ve  “Başarı”ya ulaşmak için  bize yol gösterecektir.

Mevlana’nın dediği gibi başarılı insanları başarısız insanlardan ayıran tek fark, başarılı insanlar başarısız insanların görüp de yapamadıklarını yapabilen insanlardır.

Bu dünyada iz bırakmak tamamen bizlerin elinde. Önümüzdeki tek ve en büyük engel de bizzat içimizdeki engeller.İnsanın kendinden daha büyük bir düşmanı olmadığı gibi ,kendinden de daha büyük bir dostu yoktur…                                                                                                                                                      

About Andre Dindisyan

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

*

Scroll To Top